Yerli Turizmin Çöküşü

Uzun zamandır turizmde yaşanan sıkıntılar ülkenin gündemini ciddi anlamda meşgul ediyor. Malumunuz yaşanan olaylar sektöre ciddi bir darbe vurdu. Turistler gelmiyor, oteller çalışmıyor; bunlardan dolayı da otel çalışanları yaprak dökümü yaşıyordu.Turist duasına çıkacak kadar mağdur olan halkımız, turistlerin gelmeye başlamasıyla derin bir oh çekti.

Peki bu kadar sorunun yaşanmasında perde arkası olan şeyler neydi? Tamam bir kriz vardı; fakat kriz yönetimi neden bu kadar pasif kalmıştı. Her zaman övdüğümüz o çok değerli turizmimizi biraz da yermeye ne dersiniz? Türk turizminin yaşadığı çöküş aslında bir talihsizlik değil. Buyurun;

İç turist kazıklandı!

Geçen gün ”İnterrail Türkiye” grubunda bir paylaşıma denk geldim. Yunanistan’daki fiyatların uygunluğundan bahsediliyordu. Altında da Türkiye’yi öven; fakat gönderiyi paylaşan kişiyi yeren bir ton yorum vardı. İnsanlar bir kıyaslamayı maalesef ki ülkeyi kötülemek gibi algılıyorlar ama oradaki durum ülkeyi kötülemek değil. Ülkeyi eleştirmektir. Kendi cennet vatanımızda yıllarca kazıklandığımızı kabul etmemektir. Çok kaba bir tabirle; KAZIKLANIYORUZ! O gelmesini dört gözle beklediğimiz Ruslar bizden daha uygun bir fiyata tatil yaparken biz o taksiti ödemek için 12 ay çalışıyoruz. Sonra da kriz diye ağlıyoruz. Yok öyle bir şey! Her şey dahil, 5 yıldızlı otel hizmetini doya doya Ruslar yaşarsa kendi yerli turistini elinden kaçırırsın. Kimse parayı çöpten toplamıyor. Herkes en ucuza ulaşmak derdinde ve bu noktada cennet vatanı yerine başka ülkelere gidebiliyor.

Dış turistte bu kazıklanmadan nasibini aldı!

İçeride yerli turist dışarıda ise yabancı turist kazıklandı. Nasıl mı? Ucuza geldiler, yediler ve içtiler; fakat dışarı çıkıp bir taksiye bindikleri an kazıklandılar. İç turist bile bir şey satın alırken: ”Bak ben turist değilim ona göre fiyat ver.” demek zorunda kaldı. Sırf kazıklanmasına tepki gösterdi diye şiddete maruz kalan turistlerden bahsetmeme de gerek yok herhalde… O yüzden otel dışına çıkacakları bile varsa çıkmadılar, çıkmak istemediler ve güzellikleri göremediler…

Alternatif turizm denen gerçeği unuttuk!

Ülkenin tek nimeti deniz,kum ve güneşmiş gibi davrandık; oysaki değildi. Tarihi de muhteşemdi bu ülkenin mutfağı da… Ara sokaklarında bile keşfedeceğiniz bir sürü şey varken bunlar turizm tanıtımlarında pek fazla yer almadı. Sonrasında turistik değerlerin ortaya çıkarılması ile ilgili çalışmalar olsa da biraz ”sonraya” kaldı. Ne de olsa ülkeye deniz,kum ve güneş için her türlü gelen vardı. Gerek de yoktu. Taa ki kriz olana kadar… Bizim kendimize özgü bir vazgeçilmezimiz olmadı. İnsanlar bizim sunduğumuza alternatifler başka yerlerde de buldular. Belki de yabancı turistler için tek vazgeçilmez olduğumuz taraf, sunduğumuz ucuz fiyatlardı. O bile kâr etmedi…

Kriz anında düşündük!

Krize girmeden önce her halde hiçbir planımız yoktu. Ne de olsa ülke politikaları sabit kalırdı, turizm aynı tas aynı hamam giderdi. Ama olmadı… Kriz olunca herkes öyle bir afalladı ki… Koskoca oteller afalladı. Krizden önce kriz ihtimallerini göz önüne alıp planlamalar yapılmasının ne kadar önemli olduğunu da anlamış bulunduk.

Turizmde kalitemiz olmadı!

Yıllarca turist dilencisi olduk. Gelsinler de nasıl gelirlerse gelsinler dedik. Bir turist standardımız olmadı. Turistler bize değil, biz turistlere uyduk. Onların istediği fiyat, onların istediği düzenlemeler… Evet, bu önemli olabilir ama bir turist ülkeye o ülkenin değerleri için gelmeli, kendisine yaranıldığı için değil.

Snobizm etkisiyle süründük!

Halkın rahatça girip çıkması gereken beach’lere girmek bir dünya para oldu. Sırf birileri diğerlerine hava atsın diye insanlar plajlarda sınıflandırıldı. Verdikleri paraya göre değer gördüler. Bir lahmacun ayranı 75 TL’ye yeyip, üstüne o mekanda check-in yapıp havalarını arttıranlar, işletme sahiplerini daha da coşturdu. Kimse tepki göstermedi, kimse siz ne yapıyorsunuz da demedi. Herkes boyun eğdi. Çünkü o çok pahalı beachlerde, dj eşliğinde coşup bunu instagram’a atmak kişilere bir popülarite getirecekti…

Halka turizmi öğretmedik!

Turiste ahlaksız gözlerle bakan ya da turistlerden nefret eden insanlar varken o bölgede turizmden söz etmemiz zor! Turist, ülkenizi en iyi şekilde tanıtmanız gereken kişidir. ”Turiste karşı güler yüzlü olun, onlara yardımcı olun, yol gösterin” diyen olmuyor. Hep turistler kötü gözle bakılan insan konumunda…

Nitelikli elemanımız olmadı!

Turizm sektöründe turizm diplomasının önemi olmadı.Bu işin bilimsel boyutunu öğrenen, otel ve acentalarda staj yapıp fakülte bitiren bireyler, kendisinden daha az eğitimi olan insanlara yenildi. 4 yıllık fakülte mezunu 2 yıllık mezundan ya da lise mezunundan emir aldı. Turizm okuyorum dediğinde ”Garson mu olacaksın?” cevabını aldı. Çünkü bu ülkede turizme önem verilmedi. Bu ülkede ucuza çalıştırılacak ya da eğitimi ile çok uğraşmayacakları bireyleri toplamaya önem verildi. Turizmin ülke ekonomisi  açısından önemi bu krizde bir kez daha görünse de turizm geri plana atıldı. Bu krizden sonra turizmin önemi umarım yeterince anlaşılır ve hak ettiği önem verilir…

Güvenlik önlemlerini sıkı tutmadık!

Kusura bakmayın ama güvenli olmayan ülkeye hiç kimse gelmez. İnsanlar bile bile ölecekleri yere gelmek istemez. O bakımdan güvenlik önlemlerimizin had safhada olması gerekirdi. Gerek yolda gerek ise otelde insanlar kendini güvende hissetmeliydi.

Bunlar ve bunlar gibi bir çok sebep… Fazla kafanızı şişirmeyeyim ama şunu bilelim; turizm aslında uzun zamandır çöküşteydi ama kimse farkında değildi. Issız adam filminde bir replik vardı hatırlarsanız: ”Karda donuyorsun, uyumak tatlı geliyor ama öldüğünün farkında değilsin.” diye. Turizm tam olarak bizde buydu. Maalesef bazı zihniyetler devam ettiği sürece hala da bu olacak. Umarım kriz bizi bir parça da olsa adam eder. Sevgilerimleee…

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir